Google

5 Ağustos 2007 Pazar

DEHŞETE KAPILMAMAK MÜMKÜN DEĞİL!

İzlemek için lütfen tıklayın:

Türkiye'de Nereler Kurudu?

Küresel Isınmanın Son 6 Ayda Dünyayı Karşı Karşıya Bıraktığı Felaketler!


Yakında "Küresel Yokoluş"tan söz etmeye başlayacağız bu gidişle...

2 Ağustos 2007 Perşembe

ANKARA'DA SU SORUNU

ANKARA'DAKİ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN ORTAK BASIN AÇIKLAMASI :

Su kesintileri nedeniyle Ankara’da gerçekten ciddi anlamda sağlık sorunları ile karşı karşıya kalacağız. Karşılaşacağımız çevre sağlığı sorunları ve alınması gereken önlemler konusunda kamu oyunun dikkatini çekmek amacıyla bu basın toplantısını düzenlemek zorunda kaldık. Ne yazık ki zorunda kaldık. Öncelikle neden böyle bir sorunu yaşamak zorunda kaldığımız ifade edelim.

Ankara neden susuz?

Bu konuda çeşitli meslek odalarından gelen arkadaşlarımız sizlere daha detaylı bilgi verecekler. Gerçekten ciddi önlemler alınması gerek. Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ifade ettiği gibi; “belki ağzı dualı birisinin duası kabul edilir de Ankara’ya yağmur yağar” beklentileri ile çözülemeyecek kadar ciddi ve özel önlemler alınması gereken bir sorun.


Genel kuraklık Ankara’nın su sorununun ana nedeni midir?

Belediyenin açıkladığı gibi 2006 yılı son 41 yılın en kurak yılı değildir. 2001 yılı 2006 yılından çok daha kurak bir yıldır. 1994 yılı son 41 yılın en kurak yılıdır. Ankara’nın su sorununun ana nedeni kuraklık değil Belediyenin su talebini karşılayacak yatırımları zamanında yapmaması Ankara’daki su sıkıntısının ana nedenidir. Mayıs ayı ile birlikte su kesintilerine başlanması gerektiği belediyece anlaşıldığı halde su kesintileri seçim sonrasına bırakılmıştır. Yetersiz su ve aşırı sıcaklar, zaten enfeksiyon hastalıklarının fazla görüldüğü yaz aylarındaki bu hastalanma riskini çok arttıracaktır.

Yaz aylarında gördüğümüz ve bu yeni susuzluk durumu ile artacak hastalıkların başlıcaları ishaller, tifo, kolera, dizenteri, hepatit ve beta streptokok gibi bakteri ve virüslerin yanında başta bağırsak parazitleri olmak üzere su ve gıda kaynaklı hastalıkların sıklığında artış beklenen bir durumdur. Ankara Tabip Odamıza üyelerimizden gelen bilgi akışlarına göre Acil Servislere başvuran hastalıklarda ishaller ve ateşli dizanteri vakalarında su kesintisi henüz su kesintileri yaygınlaşmadan bile gözle görülür artış kaydedilmektedir. Halkımızın su kesintisi açıklamalarıyla birlikte su deposu yaptırmak, çeşitli kaplar, bidonlar içinde su biriktirmek gibi yöntemler için hazırlık yaptığı gözlemlenmektedir. Su kesintisi olması tek başına enfeksiyon hastalıkları riskini yükseltirken, su depolanması ve depo suyunun kullanımında da önlem alınmaması, hijyen kurallarına uyulmaması olumsuz etkileri arttıracaktır.



Su Kesintilerinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:

1. Kesinti durumunda, özellikle içme amaçlı olarak mümkün olduğu kadar ambalajlı suların tüketilmesi daha güvenlidir.

2. Suyun saklandığı kaplar temiz olmalı, plastik, pvc, cam vs. her türlü kap güneş almayacak şekilde muhafaza edilmelidir.

3. Şebeke dışında, kaynağı belli olmayan bir yerden temin edilen sular en az 10 dakika kaynatılmalı ve üzeri kapatılarak saklanmalıdır. Daha da güvenlisi, dezenfeksiyon için “damlalıklı klor solüsyonu” veya klor tabletleri kullanılmalıdır.

4. Su kesintisinin ardından şebekeye verilen su, 3-5 dakika ya da berraklaşıncaya kadar musluktan akıtılmalı ve daha sonra kullanılmalıdır. Bu suları kullanmadan önce en az 10 dakika kaynatmak gerekmektedir.

5. Ev, işyeri ve toplu yaşanan diğer yerlerde kullanılan su depoları ayda bir, sık ve uzun süreli kesinti varsa en az 15 günde bir kez temizlenmeli ve klorlu solüsyonlarla dezenfekte edilmelidir.

6. Depolanan ve biriktirilen su miktarı, su kesintisinin süresine göre ayarlanmalı, gereğinden fazla miktarda su depolanmamalıdır. Böylece hem daha çok tasarruf sağlanacak, hem de depolanan su uzun süre bekletilmemiş olacaktır.

Değerli Basın Mensupları, Ankara’da azalan su rezervleri ve su kesintisiyle meydana gelecek sağlık riskleri ve önlemleri sizinle paylaştık. A.T.O. olarak bu olağan dışı durumda bilgi ve kamusal görevimizi ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşmaya hazırız. ATO bu konuda deneyimli ve birikimli hekimlerle Ankara’daki su sorununa ilişkin çalışmak üzere bir danışma kurulu oluşturmuştur. Bu kurul su kesintileri nedeniyle yaşanacak sorunları ve alınacak önlemleri içeren bilgiler hazırlayacak ve kamuoyu ile (periyodik zamanlarda) bu bilgileri paylaşacaktır. Afiş ve reklam panoları halkı bilgilendirmek amacı ile kullanılmalı bu süreçte politik ve ticari amaçlara kapatılmalıdır. Bu bilgilendirme materyalleri örgütlerimiz tarafından hazırlanabilir ve süratle halkı bilgilendirmek mümkün olabilir. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin hem seçim sürecinde hem de öncesinde çeşitli semtlerde politik rant amacıyla ayni “sadaka” yardımları yaptığı bilinmektedir. Bu seferde belediyenin ilgili ekipleri hazırladığımız ve gelişen sürece göre hazırlayacağımız bilgilendirici broşürleri en yaygın şekli ile halka ulaştırmak görevlerini yerine getirmek üzere örgütlenmeli ve bu görevi başarmalıdırlar. Özellikle içme suyu temininde ambalajlı suları satın alamayacak pek çok yoksul Ankara’lıya temiz içme ve kullanma suları ücretsiz olarak temin edilmeli bunun için belediyenin kaynakları kullanılmalıdır. Unutulmamalıdır ki belediyecilik yoksulları kent dışına iterek boşaltılan yerlerde büyük rant alanları yaratmaktan oldukça farklı bir işlev taşımaktadır. Bu sürecin iyi idare edilememesi başta yoksullar, küçük çocuklar ve yaşlılar olmak üzere bütün Ankara’yı, ülkenin başkentini büyük bir sağlık riski ile karşı karşıya bırakacaktır. Bizler her zaman olduğu gibi halkımızın yararlarının ve sağlığını korumak için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Belediye halk için belediyecilik yapmaya hiç olmazsa bu süreçte hazır olmaya mecbur olduğunu anlamalı ve görevini layıkıyla yapmalıdır. Burada belirtmeliyiz ki evde depo şeklinde 500 Lt.’lik depoların ilimizdeki 10-12 katlı binalarda yaratacağı fiziksel zorlamalar ve olası tehlikelerin yine burada bulunan Meslek Odaları, Sendikalar ve Sivil Toplum Örgütleri ile beraber Ankara İnşaat Mühendisleri Odası’nda yapılacak bir Basın Toplantısı ile hafta içi kamuoyuna bilgi verilecektir.

ANKARA TABİP ODASI
ANKARAM PLATFORMU

DİSK ANKARA BÖLGE
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ
ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ

KESK ANKARA ŞUBELER PLATFORMU


01.08.2007

31 Temmuz 2007 Salı

Bir Adım Daha...

Y.Mim. Çelik Erengezgin'in "EKO YAMAÇ EVİ" projesi, sanki bizim hayalimizdeki çiftlik için tasarlanmış gibi. Bayıldım.



Sayın Erengezgin'in web sitesinde yer alan bütün yazıları okudum ve çok, ama çok yararlandım.

Gezegenimizdeki tüm yaşamı yokoluş sürecine sokan "Küresel Isınma / İklim Değişikliği / Kirlenme / Kuraklık" sorunlarının düşlerimizi kararttığı bu dönemde yazıları bize çok ferahlatıcı geldi gerçekten.

Şu cümlesi her şeyi özetliyor adeta:

"Henüz başında bulunduğumuz yeni bin yıla asıl yakışanın; doğal kaynakları insafsızca tüketmek değil, adeta kentli bir “aborjin” ruhu ile özenle yaklaşarak “saygı ile almak” ve en azından “bulduğu gibi bırakmak” olduğunu anlarız.."

Siteyi ziyaret etmenizi öneririm.

Kendisi ile iletişime geçeceğim. Bize zaman ayırabilirse, tüm gelişmelerden sizleri haberdar edeceğim.

29 Temmuz 2007 Pazar

BİR HAYALİMİZ VAR,

Örnek bir ekolojik çiftlik inşa etmek!

  • Güneş enerjisi ile pasif ısıtma yapacak,
  • Ek ısıtma gerektiğinde güneş kollektörlü ısıtma sistemi ile desteklenecek,
  • Isı yalıtımı mükemmel olacak,
  • Gerekli tüm elektrik enerjisini yenilenebilir kaynaklardan (güneş ve rüzgar) kendisi üretecek,
  • Aydınlatmada CFL ve LED ampuller kullanılacak,
  • Harici aydınlatmada aydınlık ve hareket sensörlü LED lambalar kullanılacak,
  • Suyunu güneş enerjisi ile ısıtacak,
  • Suyunu sondajla çıkaracak,
  • Biyolojik arıtma ile atık suyunu bile değerlendirebilecek,
  • Organik atıkları kompost (gübre) yapacak,
  • %80'in üzerinde tekrar kullanım ve geri dönüşüm sağlayacak,
  • Yağmur sularını toplayacak ve sulamada kullanacak,
  • İnşaat malzemesi olarak hiçbir toksik madde kullanılmayacak,
  • Ahşap yapı olacak,
  • Yaklaşık 4 dönüm tarıma elverişli arazi içerisinde olacak,
  • Arazi güney yönünde aşağıya doğru %20 eğimli olacak,
  • Küçük bir ağılı ve orta boy bir kümesi olacak,
  • Kimyasal gübre ve hormonlarla hiç tanışmamış, genleri ile oynanmamış tohumlar bulunacak,
  • Tamamıyla organik tarım yapılacak,
  • Beyaz eşyaları düşük tüketimli "Energy Star" sınıfı olacak...
Gelişmeleri sizlerle paylaşacağız.

Çok heyecanlıyız, çooooook!

24 Temmuz 2007 Salı

İkinci Adım,



Temmuz/2007 ayında arabamızı değiştirdik. Yukarıda görülen eski arabamız Audi A8 Quattro 4.2.
100 Km'de ortalama 20 litre benzin tüketiyordu ve aynı oranda da yüksek CO2 salınımı vardı.

Yeni arabamız: Honda Civic Hybrid


Audi'nin yerine bir Honda Civic Hybrid aldık. Motoru 1300 cc, 95 HP. Buna ek olarak 20 HP gücünde elektrik motoru var. Araç kompresyon ya da fren anında bataryalarını kendisi şarj ediyor ve güç gereksinimi olduğunda bu elektrik motoru ile takviye sağlıyor. Bu sayede çok büyük yakıt tasarrufu sağlıyor. Dolayısıyla CO2 emisyonu çok düşük. Tam bir çevre dostu otomobil. 100 Km'de ortalama 5-6 litre benzin tüketiyor. Ankara'dan Zonguldak'a dönerken 275 Km yol yaptık ve toplam tüketimi 14.5 litre oldu, inanılmaz!

25 Haziran 2007 Pazartesi

Başlangıç...

Haziran/2007 ayında evdeki bütün ampulleri "Kompakt Fluoresan (CFL)" tipi ampullerle değiştirdik.

Bu sayede, tek bir ampulde 5 kat enerji tasarrufu ve 15 kat ömür sağlamış olduk.

Konuya yabancı olanlar için : 20 Watt gücünde bir CFL ampul, yaklaşık 90 Watt değerinde bir geleneksel ampulün verdiği ışığı sağlıyor. Filamentli ampullerin ömrü 1.000 saat ile sınırlı iken, bir CFL ampulün ömrü 15.000 saate kadar çıkabiliyor.

Yaptığım hesaplamaya göre, Türkiye'deki bütün konutlar bu değişikliği yapsa yıllık 3,6 milyon KW-Saat elektrik tasarruf edilebiliyor ve CO2 emisyonu 2,5 milyon ton azaltılabiliyor. Bu ise 7,3 milyon ağacın soluyacağı CO2 miktarına eşit.

Üstelik bu hesaplamaya sanayi kuruluşları ve işyerleri dahil değil...

Şehir içinde kullanmak üzere sadece elektrikle çalışan bir motosiklet aldık.

Motor 250 Watt gücünde. Türkiye'ye ilk gelenlerden. Çin malı. Fişe takıyorsunuz ve yaklaşık 2 saatte şarj oluyor. Bir şarjla yaklaşık 35-40 Km yol yapıyor. Maksimum hızı 35 Km/s. Ağırlığı 80 Kg.

Dik yokuşları çıkamıyoruz, gücü yetmiyor. Geçenlerde arıza da yaptı. Bobinleri yeniden sarıldı.

Bütün olumsuzluklara rağmen şehir içi için ideal. CO2 emisyonu neredeyse sıfır. Henüz şarj için kullandığı elektriği hesaplamadım ama benzine göre fevkalade ekonomik. 2 kişi de binebiliyorsunuz, denedik.

Plaka, ehliyet, ruhsat falan da gerektirmiyor. Alıyorsun, biniyorsun.

Sanıyorum çok yakında bunların 600 Watt ve 1.000 Watt'lık modelleri de gelecek Türkiye'ye. O zaman yokuş falan dinlemez bunlar.